Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
EĞİTİM HASTANELERİNDE AĞIR KAN KAYBI!..
27 Kasım 2018 Salı 23:22

Yıllardır yazıyoruz, çiziyoruz, söylüyoruz, sahadan canlı örneklerle normal zekalı herkesin “kafasına dank” edecek açıklıkla, anlatıyoruz ama nafile. Arabın dediği gibi “Kellim kellim la yenfa.”

 

Faydası olmuyor, çünkü kabul ederlerse tuttukları yolun, yaptıkları uygulamaların, getirdikleri sistemin yanlışlığı, hadi “tümüyle yanlıştır” demeyelim, zaafları ortaya çıkacak, millete karşı herşeyin en iyisini, en büyüğünü, en cafcaflısını yapan yanılmaz-eğilmez-bükülmez-değişmez gücün timsali olarak fiyakaları bozulacak, alttakinin üstekine, üsttekinin daha üstekine, onun da en üsttekine karşı durumlarına maazallah halel gelecek, keyifleri kaçacak hazretlerin!!!

 

Konuya girerken evvela şunun altını çizelim; burada isim olarak kimse kastedilmiyor, kimsenin zekasıyla uğraşmak gibi bir niyetimiz de yok. Zaten bu hakkınız da değil haddimiz de. Dahası, tanıyanlar bilir, karakterim de buna cevaz vermez. 

 

Ama içinde bulunduğumuz, parçası olduğumuz sağlık sisteminin, özellikle de kişi eliyle uygulamaların gerçeklikten uzak olduğunu ifade etmek ve direksiyon başındakilere yol göstermek de akademisyenliğin ve hatta insanlığın, vatandaşlığın bize yüklediği bir görevdir, yine kaale alınmayacağını, dahası bize KDV olarak döneceğini bilsek bile!.

 

Bu durumda, yani zekaları (üstün zeka veya az gelişmiş zeka seviyeleri olarak sınıflandırmaya kalkışmadan!) normal kabul ettiğimize göre niyeti-niyetleri sorgulamak gerekiyor... Çünkü, bugün alenen, tıp eğitimi ve sağlık hizmet sunumu ülkemizde gözle görülür ölçüde irtifa kaybediyor, kalite giderek düşüyor. Sağlık camiası “tükenmişlik sendromu”na sürükleniyor ve bütün uyarılarınıza, bilgilendirmelerimize, değişik platformlarda çözüm yolları önermelerimize rağmen, sistem değiştirilmese de hiç olmazsa onu rahatlatacak essahtan tedbirler bir türlü alınmıyor, çalışanlar rahatlatılmıyor!..

 

Sistem; teessüfle söylemek durumundayız ki harbi ve hasbilikten uzak, ya da eğer böyle değilse yetenekten, liyakattan, ehliyetten yoksun insanların, maslahatçı idarecilerin elinde, göz boyamalarla, eyyamcılıkla ve kimse kusura bakmasın kitabın tam ortasından konuşacağım SAHTECİLİK’lerle devam ede gidiyor.

 

  • İnsan tabiatına ve meslek nosyonuna uygun olmayan, eğitimi öteleyip sözde hizmeti önceleyen ancak bu konuda da niteliğe bakmadan herşeyi nicellikten ibaret sayıp sadece sayıları yeterli gören, profesörü de pratisyeni de “aynı parçayı üreten nesneler” olarak kabul eden sistem...
  • Bu kutsal mesleğe ve insanlığa hizmete ram olmuş değil, siyasete-siyasetçiye veya makama, mevkiye, bulunduğu konumun getirilerine kul olmuş yöneticiler...
  • Hizmete, eğitime ve (kanımca) ülke ekonomisine uygun olmayan fizik mekanlar, yatırımlar... İçi boş hastaneler; özellikle de yetersiz yardımcı sağlık personeli.
  • Son 15-20 yılda hızla palazlan(dırıl)an özel sektör; zincir hastaneler, sayıları yüzü geçen vakıf üniversiteleri ve ilgili-ilintili birimleri...
  • Ve de maalesef, benim de kurucuları arasında olduğum, şu an da mensubu bulunduğum, bu vesileyle hakkında çok da konuşmak istemediğim Sağlık Bilimleri Üniversitesinin tüm ülkeye yayılmış 62 Eğitim Araştırma Hastanesindeki uygulamalarının oluşturduğu adaletsizlik ve vu bağlamdaki iç huzursuzluk, doktorlar arasında ve idareye-devlete karşı kırgınlık...

 

Şimdi denecek ki; Şaban Hoca sen de her şeye kötü diyorsun, tam muhalefetsin ha! Allah aşkına hiç mi iyi bir şey yok; düzgün adam-yönetici, iyi hastane, doktor!? Bak eskiden kuyruklar vardı, filan politikacı SSK Genel Müdürü iken...”

 

Var elbette! Yeterli insanları, harbi ve hasbi yöneticileri tenzih ediyorum. Ama onları da sistemin susturduğunu ya da işleyen çarklar arasında öğüttüğünü kabul etmek gerekiyor... 

 

Ve sağlık hizmeti ve eğitim öyle bir antitedir ki milim eksikliği kaldırmaz. Bir milim farkla hasta kaybedilirse, bu kadar küçük bir farkla hayata tutunamamış olmasının ona ve yakınlarına hiç bir faydası olmaz. Tesellisi yoktur bu işin yani... 

 

Dahası içinde bulunduğumuz durum öyle milimetrelerle değil ancak metrelerle ölçülebilecek, giderek de ölçü aletini büyütmek zorunda kaldığımız bir durum arz ediyor ne yazık ki.!

 

Burada, umuma açık bir gazete yazısında daha fazla işin içine girecek değilim. Sadece bir rakam vereceğim ve yetkilileri bir kez daha naçizane uyaracağım:

İstanbul’da önemli bir Eğitim Araştırma Hastanesinden son bir yılda tam 37 akademisyen ayrıldı!!!

 

Bunun uluslararası kodu; S.O.S’dir.

 

Sayın yetkililer hala aldırmayacaksalar, benim söyleyeceklerim bu kadar. Günahı, vebali onların boynuna.

 

Evet, verdiğim örnekte de ete kemiğe bürünmüş çıplaklıkta görüldüğü gibi hekimi ve tüm sağlık çalışanlarını boğan bu sistem ve bununla beraber gelişen olumsuz sosyal atmosfer;

  • İyi hekimi (piyasada iş yapacak hekimi) ve meslek onurunun ayaklar altında alınmasına rıza göstermeyen sağlık çalışanlarını özel sektörün kucağına itiyor... (Bununla Genel sağlık sigortası anlayışının-uygulamasının da anlamı kalmıyor.)
  • Eğitim Araştırma Hastanelerini, daha çok üstünkörü muayene yapılan ( buna yeni Türkçede, ki tam da fiilen yapılmakta olanı tarif ediyor, ‘bakı’ deniyor!) yerlere, kategorik olarak da normal hizmet hastanelerine dönüştürüyor...
  • Eğitim ve araştırmayı bitiriyor. İyi hekim-uzman yetişmesini imkansız hale getiriyor, gelecekteki sağlık hizmet sunumuna dair insanları karamsarlığa itiyor.

 

Bilmem Sayın Cumhurbaşkanımızın Beltepe’de kurduğu komisyonlarda-kurullarda bu mevzular dile getiriliyor mu, getiriliyorsa da yukarıya aynel yakin arz ediliyor mu?

 

  • Dile getirilmiyorsa kötü...
  • Dile getiriliyor da yukarıya arz edilmiyorsa daha kötü...
  • Arz ediliyor da en yukarda rağbet görmüyorsa kötünün kötüsü... 

 

Bu durumda, geçen gün hastalığı çaresiz olan yaşlı bir hacının söylediğine katılmamak mümkün olmayacak; “Doktor bey! Sağ olun da... en iyisi üç gün yatak, sonra toprak.”

 

Allah sonumuzu hayr eylesin.

 

Prof. Dr. Şaban ŞİMŞEK

 

Bu Yazi 94 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
Anketler
ERKEN SEÇİM KARARI DOĞRU MU ?
DOĞRU
DOĞRU DEĞİL
KARARSIZIM
RizePostasi.Com sadece internet üzerinden yayin yapmaktadir. Tüm Haklari Saklidir. Izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanilamaz. Destek: info@rizepostasi.com

Web Tasarım : Rizedeyiz Bilgi İşlem